Trafik polisi Temel’in kullandığı arabayı durdurur ve
“Sizi tebrik ederim beyefendi, bugünkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üç yüz milyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayı düşünüyorsunuz” der.
Temel “Hemen gidip bir ehliyet alacağım” der.
Polis “Ne! senin ehliyetin yok mu?” demeye kalmadan yandan Fadime söze girerek
“Siz ona bakmayın memur bey içince hep böyle sapıtıyor” der.
Polis iyice sinirlenmeye başlamıştır ki arkada oturan
Dursun “Ula ben size demedim mi çalıntı arabayla yola çıkmayalım başımıza bir iş gelir” der ve trafik polisi iyice zıvanadan çıkar.
Az sonra da düşüp bayılır. Çünkü tam o sırada bagaj kapağı açılmış, içinden fırlayan
İdris “N’oldu uşaklar geçtik mi sınırı?” diye bağırmıştır.
Cuma, Şubat 01, 2008
SINIRI GEÇMEK
Salı, Ocak 15, 2008
fıkra
uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi yapan sosyolog, dünyanin çesitli ülkelerinde kadinlara bir soru sormus.kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz??? soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus:isveçli : neyimi begenmedigini sorarim.rus : evi terk ederim.fransiz : sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.italyan : kadini vururum.ispanyol: kocami vururum.yunanli : her ikisini de vururum.türk : benim kocam yapmaz!
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
Etiketler: fıkra
Cuma, Kasım 30, 2007
:)))))
Polis - Beyefendi radar uygulamamiz vardi. Hiz sinirini astiniz.
Adam - Asmadim birader.
Polis - Beyefendi radar kayitlarini gosterebiliriz.
Adam - Ben Mustafa'nin arkadasiyim, ugrasmayin benimle
Polis - (bi afallar) Mustafa mi o da kim ?
Adam - Sen Mustafa yi tanimiyor musun ?
Polis - Ee sey hatirlayamadim...
Adam - Dur yanimda resmi var sana gostereyim. (cebinden bir
20 milyonluk cikartir ve uzerindeki Ataturk resmini gosterir)
Polis - Haa, pardon simdi hatirladim. Tamam.
Adam - Gidebilir miyim ?
Polis - Sey, bu Mustafa' nin baska resmi var mi yaninizda ?
Adam - Eeeh be... Arkadas dediysek butun albumu yanimizda
tasimiyoruz...
Seçili ileti yok
Okuma panosunda görüntülemek istediğiniz iletiyi tıklatın. Gizliliğinizi ve güvenliğinizi korumak için, bilinmeyen gönderenlerden gelen ekler, resimler ve bağlantılar engellenir.
Klasörü seçtiğinizde iletilerin otomatik olarak gösterilmesi için, okuma panosu ayarlarınızı değiştirin
1 ileti seçildi
Güvenli olarak işaretle | Güvensiz olarak işaretle
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Cuma, Kasım 30, 2007
0
yorum
Etiketler: fıkra
Bizim Temel in maceraları
Yerde para buldum
Bir gün Kayseri'lilerle lazlar savaş yapıyorlarmış.Kayseri`lilerin aklına bir fikir gelmiş.Demişlerki;
-Bu laz'ların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısıda Dursun'dur .Ve daha sonra savaşın ortasında bağırmaya başlamışlar:
-Temel! Temel!!!
Laz'lardaki Temel`ler kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Daha sonra Kayseri`liler :
-Dursun! Dursun!!!!
Diye bağırmışlar. Dursun`larda kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar. Laz'lardan çok az kişi kalmış ve onlarında aklına bir fikir gelmiş.Ve:
-Yerde para buldum bu kimin?
diye bağırmışlar. Bütün Kayseri`liler kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
TEMEL FOTOGRAFÇIDA
Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş. Fotografcıya; - Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikaluk olmayacak.
Fotografçı;
- Olur efendim. 24 çarpi 32'ye ne dersiniz?
Temel;
- 768 eder de, hacan punin konimuzla ne alakasi vardur?
Seçili ileti yok
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Cuma, Kasım 30, 2007
0
yorum
Etiketler: fıkra
işte ARKADAŞ ın hikayesi....
ARKA TAŞ: Orta Asya' da savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk
> savaşçılar , arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için,
> sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek, ok atarlarmış. Atalarımız
> genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir
> taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ veya
> Azerbaycan'daki söylenişiyle 'ARKA-DAŞ' biçiminde dilimize yerleşti.
> Bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine
> güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir. 'Dostluk' kavramının zaman
> içinde, insanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini olabilecek
> kötülüklerden koruyacağı fikri ile özleştirilmesi onucu 'arkadaş'
> sözcüğü 'dost' anlamında Türkçemizdeki yerini buldu. ! Sırtınız
> 'arka-taş' sız kalmasın........ Bu hafta ulusal arkadaşlık haftası..Bu
> mesajı 'arkadaş' diye nitelendirdiğiniz kişilere gönderin. Hatta size
> gönderene bile... Eger bu mesaj geri geliyorsa, arkadaş çevrenizin gerçek
> arkadaşlardan oluştuğuna inanabilirsiniz.
>
> Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk kendinden emin bir
> şekilde sorar:
> -Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada?
> Arkadaşlık cevap verir :
>
> -Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için...
bütün arkadaşlarım için yaynlıyorum bunu
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Cuma, Kasım 30, 2007
0
yorum
İkinci rekatta işi düzeltti.
Zamanın birinde Erzurum'dan bir grup insan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van'a gelmişler. Van'ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler. O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum'dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler. Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler.
Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama. Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış.
Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya :
- Erzurum'dan çıktım yola Van'da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber...
Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında :
- Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mi yanlış kıldırıyor? Bunu gidip Müftüye soralım. Sayın müftü has Trabzonlu.
Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek :
- Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir.
Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın müftüde camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar.
Birinci rekat :
- Erzurum'dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber... der hoca.
Arkadan 'öhö.. öhö!..' şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar.
İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar :
- Erzurum'dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana... Allahuekber...
Namaz bitince köylü Müftüye dönerek 'İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı :
- Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti...
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Cuma, Kasım 30, 2007
0
yorum
Etiketler: fıkra
Yaşanmış gerçek bir olay..
California da yasanmıs ve kayıtlara gecmiş bir olay dosyası :
> Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına
> girdiğinde masad a bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya
>karar
> verir.
> Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....
> tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden
>evine yeni
> dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından
>geldiğini
> düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren
>annesi
> yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
> Kime : Sevgili karıma
> Konu : Yeni ulaştım.
> Tar i h:16 Mayıs 2004
> Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada
> bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya
>yeni
> ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Herşey yarın senin buraya geleceğini
> düşünülerek hazırlanmış.
> Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim
> gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin. Not : Burası çok sıcak.
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Cuma, Kasım 30, 2007
0
yorum
Etiketler: fıkra
Biraz da gülelim.. :))
İşte gene burdayım ...
uzun zamandır bakmadım maiilerime şöyle bir göz atayım dedim de ne kadar çok şey birikmiş ve hoşuma gidenleri sizlerle paylaşmak istedim...
Bir Kadının Üstünlüğü;
Bir kadınla bir adam ayrı ,ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:
- Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yasamamız için bir işarettir,' der.
Müthiş heyecanlanan adam:
- Evet, galiba haklısın,' diye cevap verir şaşkınlıkla.
Kadın :
- Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız,' diye devam eder ve şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.
Bunun üstüne adam sorar:
- Sen içmeyecek misin?
Kadın cevap verir :
- Hayır, ben polisi bekleyeceğim
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Cuma, Kasım 30, 2007
0
yorum
Etiketler: fıkra


