makale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 15, 2008

3000 yılında bizleri neler bekliyor.

Baktım işim yok mail kutum da bayağı dolmuş ayıklama yapıyordum. Arşivlemiş olduğum bana gelen maillerden bir kaçını eklemek istedim. Bir arkadaşım Canım Gurubuma üye ordan gele bir mail di buda yapan arkadaşın eline ve emeğine sağlık valla 3000 yılında yaşamak istedim şimdi birden.
not : bu resimler hareketli idi şimdi neden hareket etmiyorlar anlamadım.



3000 YILINDA MAKYAJ YAPMAK DAHA KOLAY OLACAK




3000 YILINDA BİLGİSAYARINIZA KÜFÜR YAZARSANIZ SİZİ CEZALANDIRACAK



3000 YILINDA SPORCULAR O KADAR İYİ PARA KAZANACAKLAR Kİ KENDİLERİ İÇİN OYNAMALARI İÇİN ADAM ÇALIŞTIRACAKLAR.



3000 YILINDA ÖZEL MAKİNALAR SİZ HASTALANDIĞINIZ DA AKAN BURNUNUZU SİLECEK



3000 YILINDA OKULAR BENZİNDEN TASARRUF ETMEK İÇİN OTOBÜS ŞOFÖRLERİNİ SİRK ÇALIŞANLARI İLE DEĞİŞTİRECEK



3000 YILINDA DOKTORLAR AYNI ZAMANDA SİHİRBAZ OLACAKLAR VE BÖYLECE İSKELETİNİZE X-RAY SİZ BAKABİLECEKSİNİZ.



3000 YILINDA FİLMİN TAMAMINI DEĞİŞTİRMEDEN SADECE AKTÖRÜ DEĞİŞTİREBİLECEKSİNİZ.



3000 YILINDA KLOZETTE UFAK OYNAMALAR SAYESİNDE EVİN İÇİNDE SÖRF YAPILACAK.



3000 YILINDA DÖRT BACAKLI PANTOLONLAR SAYESİNDE İSTEDİĞİNİZ YERDE OTURABİLECEKSİNİZ.



3000 YILINDA MAKİNELER SİZ UYURKEN DE SİZİ ÇALIŞTIRABİLECEK BÖYLECE ZAMAN KAZANACAKSINIZ.



3000 YILINDA ARTIK DENİZ AŞIRI YOLCULUK YAPMAK İSTEDİĞİNİZDE ORAYA ARABA İLE GİDEBİLECEKSİNİZ.



3000 YILINDA BRONZLAŞMAK ARTIK BİRKAÇ SANİYENİZİ ALACAK.



3000 YILINDA TRAFİKTE MUTLAKA DUR İŞARETLERİNDE DURMANIZ GEREKECEK.

Salı, Aralık 04, 2007

Bir Erkeğin Hayatı Nasıl Karartılır...

Olay budur !
Aynı konunun 3 versiyonu...>
1- Kadin/Erkek>
2- Kadin/Kadin>
3- Erkek/Erkek>>
1.Versiyon Kadin / Erkek: Bir erkegin hayati nasil karartilir?
Kadin: Saçimi >kestireyim mi?
Erkek: Olur.
Kadin: Ama kiyamiyorum.
Erkek: Öyleyse >kestirme.
Kadin: Canim degisiklik istiyor...
Erkek: O halde kestir.
Kadin: >Bana akil vermeyi birak, delilere verir gibi.
Erkek: Eger nasil hosuma >gittigini bilmek istiyorsan, sana derimki uzun saçli. Bunu biliyorsun.
Kadin: Beni tanidiginda kisaydi.
Erkek: Ve sana tam olarak ne dedigimi hatirliyorum: 'Ne güzel olurdun uzun saçla'. Kadin: Ama herkes kesmemi söylüyor.
Erkek: Bu durumda kuaföre git ve birak uyuyayim lütfen. >Bunu senden Allah rizasi için istiyorum.
Kadin: Peki nasil kestireyim? Kat >kat mi yoksa perçemli mi?
Erkek: Kat kat.
Kadin: Bana yakisacagini >sanmiyorum, çünkü saçim çok düz.
Erkek: Birak perçemli olsun.
Kadin: Çok yorucu.
Erkek: Yordugu zaman tekrar kestirirsin.
Kadin: O zaman asla >uzatamam.
Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.
Kadin: Bana güzelim >deme!!!!!!!
Erkek: ?!?!?!?!!>>

2.Versiyon Kadin / Kadin:
1.Kadin: Ah sekerim saçini mi kestirdin? Ne kadar >güzel olmussun!!!
2.Kadin: Ay sahi mi söylüyorsun? Ben pek emin olamiyorum. >Ay çok mu kisa oldu acaba...??
1.Kadin: Amaaan ne alakasi var. Benim yüzüm >bu kadar genis olmasa ayni kesimi bende denerdim. Benim su saçim klasik >oldu artik, yeni bir modele hiç cesaret edemiyorum. 2.Kadin: Ay yapma Allah >askina nesi varmis yüzünün.... Bak söyle suralarindan kat verdirsen, harika >olur!! Benim de boynum uzun olmasa ayni seninki gibi bir model yaptirirdim.
1.Kadin: Ah sekerim sende bir alemsin. Keske benimde boynum seninki gibi >olsa. En azindan su çökük omuzlarimin dikkat çekmesini engellemis olurdum.
2.Kadin: Ayol sen ne diyorsun?.. Senin gibi omuzlari olsun isteyen bir sürü >kiz var... Giydigin her sey sana öyle yakisiyor ki.. Birde benim su kisa >kollarima bak. Omuzlarim seninkiler gibi olsaydi, giydigim bluzlar üstümde >emanet gibi durur muydu? Vir vir vir, dirdirdir...>>

3.Versiyon Erkek / Erkek:>
1.Adam: Saçini mi kestirdin?>
2.Adam: Evet>
1.Adam: Sihhatler olsun abi!..>
2.Adam: Sagol...


Olay budur ! ...

Cuma, Kasım 30, 2007

Hayat sana ancak verdiklerini geri verir

Küçük kiz babasi ile ormanda yürüyüs yaparken, ayagi takilip yeredüsüyor. Can acisiyla "Ahhh" diye bagirinca ilerideki dagin tepesinden "Ahhh"diye bir ses duyuyor ve küçük kiz , dagin tepesinde baska birinin oldugunusanip bu kez de "SEN KIMSIN?" diye bagiriyor. Aldigi yanit "SEN KIMSIN" oluyor. Küçük kiz bu yanita iyice sinirlenip "SEN BIR KORKAKSIN, NEDEN SAKLANIYORSUN?" diye haykiriyor. Dagdan gelen ses"SEN BIR KORKAKSIN..." diye cevap veriyor. Sonunda babasina soruyor "BABA NE OLUYOR BÖYLE?" "DINLE VE ÖGREN" diyor adam, bu kez kendisi daga dogru "SANA HAYRANIM" diye bagiriyor. Gelen cevap "SANA HAYRANIM" oluyor. Baba tekrar bagiriyor, "SEN MUHTESEMSIN" gelen cevap "SEN MUHTESEMSIN. Küçük kiz çok sasiriyor ama halen ne oldugunu anlayamiyor.Adam, küçük kizina hayatin sirrini anlatmaya basliyor. "Buna "YANKI" denir. Ama aslinda bu "YASAM"dir. Yasam daima sana, senin verdiklerini geri verir. Yasam yaptigimizdavranislarin aynasidir. Daha fazla sevgi istedigin zaman daha çok sev. Daha fazla sevkat istediginde, daha sevkatli ol. Saygi istiyorsan insanlara daha çok saygi duy. Insanlarin sabirli olmasini istiyorsan sen de daha sabirli olmayiögren. Çünkü yasam bir tesadüf degil, yaptiklarimizin aynadan biryansimasidir. Hayat sana ancak, senin ona verdiklerini geri verir, bunu unutma!


YORUMSUZ

yaşanmış gerçek bir olaymış

>
> Okuyun super....
>
>
> >
> > > > > > *YAŞANMIŞ GERÇEK OLAY> > > *Adamın biri arabasıyla giderken yolda
> >bir yolcu alır arabaya.... adam arka tarafa biner.....şöför...> > > - eee
> >hemşerim kimsin nereye gidersin...der....yolcu> > > - ben Azrailim..canını
> >almaya geldim der......> > > şöför alaycı bir tavırla> > > - sen mi
> >Azrailsin der..yaw senin gibi Azrail olur mu hiç der....> yolcu sakin bir
> >tavırla sen daha önce Azrail gördünmüde tarif ediyorsun der... > > > ve
> >ekler yolcu....> > > - inanmadın bana öyle mi der....şöför> > > - inanmadım
>
> >tabii der......yolcu> > > - o zaman 200 metre ileride bir adam daha
> >alacaksın der.....> > > gerçekten de adamın dediği gibi şöför 200 metre
> >ilerde bir yolcu daha alır..> > > ama yolcu ön tarafa oturur...olaylar
> >bundan sonra daha da enteresanlaşır.....> > > şöför yanındakine...> > > -
> >ee sen klimsin nereye gidersin der....öndeki> > > - abi ben merkezde
> >biryerde indirirsen çok sevinirim adım felanca > > > der......şöför> > > -
> >yaw şu arkadaki adam bana Azrailim diyo görüyon mu şu herifi hem iyilik
> >ediyoz hemde dalga geçiyor zibidi der.... > > > öndeki arkaya bakar ama
> >kimse yoktur....öndeki> > > - abi arkada kimse yok ki.....> > > > > şöför
> >hışımla arkaya bakar ve> > > - kör müsün be adam arkada oturuyor ya
> >der.....> > > öndeki arkaya bir daha bakar ve> > > - abi senin kafan iyimi
> >yoksa dalga mı geçiyorsun der... bu sefer arkadaki söze girer....> > > -
> >gördün mü der öndeki beni ne duyabilir ne de görebilir der şöföre. > >
> >şöför bir anda dizlerinin bağı çözülür bet beniz atar....arkadaki
> >şöföre...> - hadi der arabayı kenara çek 2 rekat namaz kıl canını alacam
> >der..... şöför ağlamaklı çaresiz bir şekilde arabayı kenara çeker ve iner
> >arabadan.....> sonra....> > > > > > sonra ne olmuş????? > >
>
> > > adamlar arabayı aldığı gibi kaçmışlar...:)) :))> > > > > >

işte ARKADAŞ ın hikayesi....

ARKA TAŞ: Orta Asya' da savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk
> savaşçılar , arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için,
> sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek, ok atarlarmış. Atalarımız
> genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir
> taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ veya
> Azerbaycan'daki söylenişiyle 'ARKA-DAŞ' biçiminde dilimize yerleşti.
> Bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine
> güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir. 'Dostluk' kavramının zaman
> içinde, insanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini olabilecek
> kötülüklerden koruyacağı fikri ile özleştirilmesi onucu 'arkadaş'
> sözcüğü 'dost' anlamında Türkçemizdeki yerini buldu. ! Sırtınız
> 'arka-taş' sız kalmasın........ Bu hafta ulusal arkadaşlık haftası..Bu
> mesajı 'arkadaş' diye nitelendirdiğiniz kişilere gönderin. Hatta size
> gönderene bile... Eger bu mesaj geri geliyorsa, arkadaş çevrenizin gerçek
> arkadaşlardan oluştuğuna inanabilirsiniz.
>
> Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk kendinden emin bir
> şekilde sorar:
> -Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada?
> Arkadaşlık cevap verir :
>
> -Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için...

bütün arkadaşlarım için yaynlıyorum bunu

Binbir Gece Masallar'ından

GÜNEŞE YAZI YAZILMAZ

Çok zaman önce refah içinde yasayan bir ülke varmis. Ülkenin huzurlu ve müreffeh yasamasinin bir nedeni de adil, iyi yürekli, dürüst krali imis.
Kral zaman zaman tebdili kiyafet eder, ülkeyi dolasir, halkinin dertlerini dinler, sorunlara çözüm bulurmus. Gene böyle bir günde kral dolasirken, yolu dag basinda bir göl kenarina düsmüs. Gölün kenarindaki agacin dibine çökmüs aksakalli bir dede, bir elinde bir kese, digerinde bir kese. Birinden bir tas alip, digerinden aldigi tasa baglayip göle atiyormus. Bu ise epey bir süre devam etmis ve nihayet bittiginde, dede yoluna gitmek üzere ayaga kalkmis ve kralla göz göze gelmis. Kral dedeye sormus:
- "Dede bütün bir gün seni izledim, sen ne is yaparsin anlayamadim!" demis.
Dede kralin sorusunu söyle cevaplamis:
- "Oglum ben insanlarin kaderlerini birbirine baglarim."
- "Peki en son kimin kaderini birbirine bagladin?" diye sormuş Kral.
- "Kralin güzel kizi ile usagi Ahmet' in kaderini bagladim." Demiş aksakallı dede.
Kral bu cevabi alinca dünyasi kararmış. Bir yanda güzeller güzeli ak pak biricik kizi, ülkenin prensesi, diger yanda olmamis oglu kadar sevdigi zenci usagi Ahmet. Ne yaparım? Nasil eder de Ahmet' e bir zarar vermeden bu kaderi bozarim diye düsünerek, sarayın yolunu tutmuş.

Saraya gidince hemen sevgili usagi Ahmet' i huzuruna çagirmis:
- "Oglum Ahmet sana bir mektup verecegim, bu mektubu alacak ve Günes' e götüreceksin!" demis.
Krala sorgu sual edilmez. Biçare Ahmet mektubu ve yollugunu alarak düsmüs bilinmez yollara, düsmüs ki ne düsmek. Babasi kadar sevdigi Kral'i ona bir görev vermis ve o bu görevi yerine getirmeli, ama nasil?

Günlerce dere tepe demeden yol gitmis. Nihayet yorgunluktan bitkin halde iken gördügü bir ulu agacin gölgesinde dinlenmeye karar vermis ve uykuya dalmis. Uyandiginda bir de ne görsün! Agacin az ötesinde bir göl, o göl ki üzerine günesin aksi vurmus!
- "Kralimin dedigi Günes bu olsa gerek" diyerek, üzerinde sadece külotu kalincaya kadar soyunarak atmis kendini göle. Dibe dogru yüzmüs, yüzmüs... Taa dipte, günesin aksinin tükendigi yerde bir de ne görsün! Sahane bir hazine sandigi! Almis sandigi çikmis, çikmis ama, Ahmet artik zenci degil bembeyaz bir Ahmet... Sadece külotunun oldugu bölge eski rengini tasiyor.
- "Var bu iste bir hikmet!" demis ve açmis sandigi. Sandik gerçek bir hazine sandigi, içinde binbir türlü mücevherat ile birlikte üzerinde 'Günes'ten Kral'a' yazan bir de zarf.

Ahmet ne yapacagini bilemez hale gelmis bir anda, yeni rengi ve yasadiklari ile ülkesine dönünce kimsenin kendisine inanmayacagini düsünerek, ismini de degistirip, ülkesine zengin bir tüccar kimligi ile dönme karari almis.
Dönünce ülkesine, düsleri bir bir gerçeklesmis.
Ülkesinin bu yeni dürüst ve yakisikli tüccari ile güzeller güzeli kizini evlendirmeye karar verince Kral, dünyalar Ahmet'in olmus. Kral vermis vermesine kizini zengin tüccara ama akli da bir yandan oglu gibi sevdigi ve hiçbir haber alamadigi usagi Ahmet'te imis.

Gel zaman git zaman damadi ile birlikte bir ziyafet yemeginde iken yere düsen bir çatali almak için egilince Ahmet, salvarinin kenarindan kaba eti görünmüs!
Koyu renkli tenini gören Kral gözlerine inanamamis. Yemek bitip odasina çekilecekken herkes, koridorun sonuna dogru yürüyen damadinin arkasindan seslenivermis Kral:
- "Ahmet!"
Ahmet seneler sonra duyunca gerçek adini, gayri ihtiyarî kendisine seslenen Krala dönüvermis... Ve,
- "Neler oldu Ahmet, evladim anlat basindan geçenleri bana!" diyen kralina bütün olanlari bir bir anlatmis. Bunun üzerine Kral:
- "Peki Günes'in bana gönderdigi mektup nerede?" diye sorunca da hemen odasina kosarak, sandiktan çikan mektubu alip Kral'a vermis. Mektupta su satirlar yer aliyormus:
Günese yazi yazilmaz.
Yazilan yazi ise bozulmaz...

Binbir Gece Masallari'ndan

HIRS VE KİBİR

Ulu bir kavak agacinin yaninda bir kabak filizi boy
göstermis.

Bahar ilerledikçe bitki kavak agacina sarilarak
yükselmeye baslamis.
Yagmurlarin ve günesin etkisiyle müthis hizla
büyümüs ve neredeyse kavak agaciyla ayni boya
gelmis.
Bir gün dayanamayip sormus kavağa:

"Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"
"10 yilda" demis kavak
"10 yilda mi?" diye gülmüs ve çiçeklerini sallamis
kabak
"Ben neredeyse 2 ayda seninle ayni boya geldim bak!"
"Dogru" demis agaç "dogru"
Günler günleri kovalamis ve sonbaharin ilk
rüzgarlari basladiginda kabak önce üsümeye sonra
yapraklarini düsürmeye, soguklar arttikçada
asagiya dogru inmeye baslamis.
Sormus endiseyle kavaga:


"Neler oluyor bana agaç?"
"Ölüyorsun" demis kavak
"Niçin?"
"Benim on yilda geldigim yere sen iki ayda gelmeye
çalistigin için"