uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi yapan sosyolog, dünyanin çesitli ülkelerinde kadinlara bir soru sormus.kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz??? soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus:isveçli : neyimi begenmedigini sorarim.rus : evi terk ederim.fransiz : sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.italyan : kadini vururum.ispanyol: kocami vururum.yunanli : her ikisini de vururum.türk : benim kocam yapmaz!
Salı, Ocak 15, 2008
bir kadın nasıl mutlu edilir.Merak ediyormusunuz e ozaman hadi okuyun bakalım.
Aslında bir kadını mutlu etmek o kadar da zor değil...
işte bunun yolları; abartmayın canım gayet basit bişey bu ...
BiR KADIN NASIL MUTLU EDiLiR?
Çok zor degil. BiR ERKEK, BiR KADINI MUTLU ETMESi içiN YALNIZCA
SUNLAR OLMAK
ZORUNDADIR...
01. bir dost
02. bir yoldas
03. bir asik
04. bir agabey
05. bir baba
06. bir usta
07. bir asci
08. bir elektrikci
09. bir marangoz
10. bir muslukcu
11. bir tamirci
12. bir dekorator
13. bir stilist
16. bir psikolog
17. bir hasere yok edici
18. bir psikiyatrist
19. bir sifaci
20. iyi bir dinleyici
21. bir organizator
22. iyi bir baba
23. cok temiz
24. sempatik
25. atletik
26. sicak
27. kibar
28. nazik
29. zeki
30. komik
31. yaratici
32. sefkatli
33. guclu
34. anlayisli
35. hosgorulu
36. sagduyulu
37. hirsli
38. yetenekli
39. cesur
40. kararli
41. dogru
> > ..> > ...> >
11987. guvenilir
11988. tutkulu
TABii, SUNLARI DA UNUTMADAN:
13989. ona duzenli olarak iltifat etmek
13990. alisverisi sevmek
13991. durust olmak
13992. cok zengin olmak
13993. onu strese sokmamak
13994. baska kizlara bakmamak
VE AYNI ZAMANDA SUNLARI DA YAPMALIDIR:
17995. kendinden cok ona odaklanmak
17996. ona, ozellikle kendisi icin cok fazla zaman ayirmak
17997. nereye gittigine aldirmadan ona cok fazla> > yer sunmak
SUNLAR DA ÇOK ÖNEMLi:
Asla unutulmayacaklar:
21998. dogum gunleri
21999. yildonumleri
22000. onun aldigi kararlar
BiR ERKEK NASIL MUTLU EDiLiR!!!*
1. Karnini iyice doyurun
2. Uzaktan kumanda ve çayini verip rahat birakin
Huzursuzluk belirtisi gösterirse Madde-1 den tekrar baslayin...
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
FIKRA
BIR KÖYÜN CAMISINDE IMAM CEMAATE VAAZVERMEKTEDIR. ANSIZIN ICERIDALANBIR KÖYLÜ KÖYÜ SEL BASMAKTA OLDUGUNUHABER VERIR. BUTUN CEMAATHEMENKENDILERINI DISARI ATIP, KACAR. SADECEIMAM BUTUN ISRARLARARAGMENKÖYÜTERKETMEYI REDDEDER VE TANRI NINKENDISINI KORUYACAGINISOYLEYEREK,CAMIDE KALIR. KISA BIR SURE SONRASULAR CAMIYE ULASIR, IMAMCARESIZMINAREYE CIKAR. SULAR MINARENIN ILKKATINA YUKSELIRKEN BIR TEKNEIMAMIKURTARMAYA GELIR.ANCAK DINIBUTUN IMAM,TANRI NIN KENDISINIKORUYACAGINISOYLEYEREK TEKNEYE BINMEZ. SULARYUKSELIR, IMAM IKINCI KATACIKMAKZORUNDA KALIR. BIR TEKNE DAHA GELIR,ANCAK IMAM YINE TANRI NINKENDISINIKORUYACAGINA INANCININ TAM OLDUGUNUSOYLEYEREK TEKNEYE BINMEZ.SULARIYICE YUKSELIR. IMAM ARTIK MINARENINEN TEPESINDEDIR. BIRHELIKOPTERYAKLASIR. ICINDEKILER DURUMUN KOTUOLDUGUNU ANLATARAK IMAMAHELIKOPTEREGELMESI KONUSUNDA ISRAR EDER. IMAMHELIKOPTERE BINMEYI DEREDDEDER.BIRSURE SONRA SULAR IYICE YUKSELIR VEIMAM BOGULARAK OLUR.KENDISINICENNETIN KAPISINDA MELEKLER KARSILAR-MELEK: HOSGELDINIZ. CENNETTE KÖSKÜNÜZHAZIRLANDI.BUYRUN. -IMAM: CENNETE GIRMEK ISTEDIGIMDEN EMIN DEGILIM.-MELEK: NEDEN?-IMAM: TANRI YA BIRAZ KIRGINIM.-MELEK: NE OLDU KI?-IMAM: BEN HAYATIMI IBADET EDEREKGECIRDIM. INSANLARA HEP IYILIKYAPTIM,GUNAHTAN UZAK DURDUM. YASADIGIM KOYUSEL BASTI, HERKES KACTI AMATANRI NIN BENI KURTARACAGINAINANDIGIMDAN KALDIM. GORUYORSUNUZKISIMDIBURDAYIM...TAM BU SIRADA YUKARIDAN TANRI NIN SESIDUYULUR:-SALAGA IKI TEKNE BIR HELIKOPTERGONDERDIK!!!!!!!!!!!!!
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
BİR TABLO HAYAL EDİN!!!
> > Sanat eseri.
>>> > Miras... Size ait.
> >> > Tuvali, Türkiye coğrafyası.
> >> > Boyası, şehit kanı, alın teri.
> >> > Her sabah uyanıyorsunuz...
> >> > Gururla seyrediyorsunuz...
> >> > Ama birileri, her sabah sizden önce uyanıp, o tablonun başına geçiyor
> >ve orasına burasına, minik minik fırça darbeleri atıyor.
> >> > Her sabah, bir minik fırça darbesi.
> >> > Usta işi.
>> > Küçük küçük değişiyor tablo.
> >> > Aniden değil.
> >> > Milim milim.
> >> > Alıştıra alıştıra.
> >> > Yedire yedire.
> >> > Aradan yıllar geçiyor...
> >> > Tablo, o tablo olmaktan çıkmış!
> >> > Komple değişmiş.
> >> > Ama dedim ya... Kanıksamışsınız.
> >> > Bakıyorsunuz bakıyorsunuz, o tablo, hâlâ aynı tablo zannediyorsunuz.
> >> > Peki, fark, nasıl farkedilebilir?
> >> > 'Orijinal'in aslında ne kadar değiştiği, ne hale getirildiği, ilk
> >bakışta> >> > 'şak diye' nasıl anlaşılabilir?
> >> > Tek çare var: Kıyas.
> >> > Tablonun ilk haliyle...
> >> > Son halini yan yana koymalı.
> >> > E hadi, koyalım yan yana...
> >> > Türk Telekom, Arap'ın.
> >> > Telsim İngiliz'in.
> >> > Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
> >> > İzmir Limanı Hong Konglu'nun...
> >> > Araç muayene işi Alman'ın.
> >> > Başak Sigorta Fransız'ın.
> >> > Adabank Kuveytli'nin.
> >> > İETT Garajı Dubaili'nin.
> >> > Avea Lübnanlı'nın.
> >> > Petkim ?
> >> > Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık... Ermeni...)
> >> > N'olacak bu memleketin hali?
> >> > Rakı, Amerikalı'nın.
> >> > Finansbank Yunanlı'nın...
> >> > Oyakbank Hollandalı'nın.
> >> > Denizbank Belçikalı'nın.
> >> > Türkiye Finans Kuveytli'nin.
> >> > TEB Fransız'ın.
> >> > Cbank İsrailli'nin.
> >> > MNG Bank Lübnanlı'nın.
> >> > Alternatif Bank Yunanlı'nın.
> >> > Dışbank Hollandalı'nın.
> >> > Şekerbank Kazak'ın.
> >> > Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.
> >> > Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
> >> > Beymen'in yarısı Amerikalı'nın.
>> > Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nın.
> >> > Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın.
> >> > Eczacıbaşı İlaç, Çek'in.
> >> > İzocam , Fransız'ın.
> >> > TGRT Amerikalı'nın.
> >> > Demirdöküm Alman'ın.
> >> > Döktaş Fransız'ın.
> >> > Süper FM Kanadalı'nın.
> >> > Hepsi Türk'tü.
> >> > Sadece 4.5 yıl önce.
> >> > Ya , sattılar.
> >> > Ya , satışa teşvik ettiler.
> >> > Ya da, kasıtlı IMF politikalarıyla söke söke satışa mecbur ettiler.
> >> > Taş üstüne taş koyanı, iyi kötü görmüştük de... Taş üstünde taş
> >bırakmayanı, ben ilk defa görüyorum.
> >> > YILMAZ ÖZDİL
> >> > Bütün bu olanlar size Atatürk'ün Gençliğe hitabesini hatırlatmıyor mu?
> >> > ATATÜRK'ÜN EMANET ETTİĞİ GENÇLİK!!!? Neden ısrarla uyuyor??
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
Ey TÜRK Kadını
EY TÜRK KADINI,
BİRİNCİ VAZİFEN BULAŞIK, ÇAMAŞIR YIKAMAK VE KOCANA SÂHİP ÇIKMAKTIR.MEVCUDİYETİNİN YEGÂNE TEMELİ BUDUR.
KOCAN EN KIYMETLİ HAZİNENDİR. SENİ BU HAZİNEDEN MAHRUMETMEK İSTEYECEK KAYNANAN, KAYNATAN VE GÖRÜMCELERİN OLABİLİR.
BİR GÜN EVLİLİĞİNİ KURTARMAK MECBURİYETİNE DÜŞERSEN,VAZİFEYE ATILMAK İÇİN BULAŞIK VE ÇAMAŞIRI DÜŞÜNMEYECEKSİN.
BU DURUM ELEKTRİĞİN VE SUYUN KESİLDİĞİ ANDA ORTAYA ÇIKABİLİR.EVLİLİĞİNE TECAVÜZ ETMEK İSTEYEN KAYNANAN KAYNATAN VE
GÖRÜMCELERİN HAYATTA EMSALİ GÖRÜLMEMİŞ BİR GALİBİYETİN MÜMESSİLİOLABİLİRLER.
HAYATTA KILIBIK KOCAN ZOR BİR İHTİMAL DE OLSA BAŞKA KARILARA GÖZ DİKMİŞOLABİLİR.
AİLENİZ FAKRU ZARURET İÇİNDE HARAP VE BÎTAP DÜŞMÜŞ OLABİLİR.
EY ASİL TÜRK KADINI!
İŞTE BU AHVÂL VE ŞERÂİT İÇİNDE DAHİ VAZİFEN YUVANI KURTARMAKTIR.
ANASININ KUZUSU OLAN KOCANI ADAM ETMEK SENİN ELİNDEDİR.
İHTİYAÇ DUYDUĞUN "MERDÂNE" DOLABIN SOL ÜST KÖŞESİNDE SAKLIDIR.
HADİ KOLAY GELSİN
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
DUA
Bir gün bir baba oğlunu dua ederken duyar. -
"Allahım sen annemi, babamı, ablamı, ninemi ve beni koru" diye.
Adam çocuğun dedesini unuttuğunu düşünür ama çocuğa bunu söylemez. Ertesi gün dedeyi araba ezer ve dede ölür. Bir kaç gün sonra baba yine duyar
-"Allahım sen annemi, babamı, ablamı ve beni koru" diye.
Bu sefer nineyi unutur ve ertesi gün nine merdivenlerden düşer boynu kırılarak ölür. Bir kaç gün sonra çocuk yine dua eder
-"Allahım sen annemi, ablamı ve beni koru" diye.
Baba kendisinin unutulduğunu fark eder ve ertesi gün başına bir şey gelmemesi için her adımını çok dikkatli atar. Aksam eve gelince karısına sorar
- "Hanım bugün ben işteyken neler oldu?" diye.
- Karısı "Bizde bir şey olmadı ama postacı öldü!!!"
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
Etiketler: FIKRA
ÜÇ YAHUDİ
Üç yahudi genç kardeş kendi işlerini kurup zengin olmuş ve yaşgününde
annelerine aldiklari hediyeleri birbirine anlatarak böbürleniyorlarmiş.
Birincisi demiş ki: "Ben anneme kocaman bir ev aldim"
ikincisi : "Ben bir Mercedes aldim ve bir de şöför tuttum"
Üçüncüsü: "Benim hediyem hepinizden güzel. Annemin tevrati okumayı nekadar
çok sevdiğini ve artik gözleri iyi görmediği için artik okuyamadiğini biliyorsunuz.
Ona bütün Tevrati ezbere bilen büyük kahve rengi bir papağan gönderdim
Onu eğitmek için 12 haham 12 yil boyunca uğraşıp. Bu papağan için havraya
20 yil boyunca her yıl 1 milyon dolar bağişlayacağim ama buna değer.
Annem sadece bölümün adini söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak"
Kisa bir süre sonra annneleri üçünede birer teşekkür mektubu yazmiş:
Birinciye:
"Milton, bu ev çok büyük. Bana birtek odasi yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kaliyorum."
ikinciye:
"Marvin, yolculuk etmek için çok yaşliyim, arabayi hiç kullanmiyorum ve şöför çok kaba."
Üçüncüye:
"Canim Melvin'im, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladim sensin.
Tavuk çok lezzetliydi, teşekkür ederim.
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
Etiketler: FIKRA
LAZ OSMAN
Bu olay gerçek hayatta olmuş ve basına yansımış bir olaymış.
Büyükşehir Belediyesi Kuruluşlarından KIPTAS'in Genel Müdür Yardımcısı Emin Batur, şantiyelerden birinde meydana gelen bir kaza sonunda kazaya maruz kalan duvarcı ustasının yazdığı tutanak:
İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmiyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz.
Su anda hastanede yatmama neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur.
Bildiginiz gibi ben bir duvarcı ustasıyım. İ nşaatın 6.katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı, yaklaşık 250 kg.kadar oldugunu tahmin ettigim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağiya indim bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, 6. kata çıktım ipi bir çıkrıktan geçirip ucunu asağıya salladım. Tekrar aşağıya indim ve ipi
çekerek varili 6. kata çıkardım. İ pin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum.
Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havada buldum. Nasil bulmuyayim ben yaklasık 70 kiloyum.250kg lik varil suratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi birakmayi akil edemedim. Yolun yarisinda Dolu varille carpistik. Sag İki kaburgamin burada kirildigini saniyorum. Tam yukari cikinca 2 parmagim iple beraber cikriga sikisti. Parmaklarimda bu sirada kirildi. Bu esnada yere carpan varilin dibi cikti ve tuglalar etrefa sacildi. Varil hafifleyince bu sefer ben asagiya inmeye varil yukari cikmaya basladi ve yolun yarisinda yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemi ğ i de bu sı rada kirildi. Can havli ile ipi birakmayi akil ettim. Basimi yukari kaldirdigimda bos varilin suratle uzerime geldiğini gordum.
Kafatasimin da boyle catladiğini saniyorum. Bayilmisim, gozumu hastanede actim.
Cenab-i Hak'tan tum kullarini boyle gorunmez kazalardan korumasini diler, hurmetle ellerinizden operim.
Duvarci Ustaniz LAZ OSMAN
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
Türkleri anlama sanatı adlı kitabtan
Madde 7: Hesap ödeyen erkek, hesabı ödemek için gereken işlemi masanın
> altında yapar.Türk erkeği ödediği hesabı masadakilerin görmesini istemez.
> Eğer görürlerse ayıp olacağını düşünür ve karşıdakilerin 'Ulan amma da
> görgüsüz herif, hem ısmarl ıyor hem de hesabı gözümüze sokuyor' demesinden
> çekinir. Böyle bir davranışa bir de Eskimo erkeklerinde rastlanılabilir.
>
> Madde 11: Türkiye'de ilk, orta, lise, üniversite, yüksek lisans, doktora
> fark etmez, s ınav kağıtları dağıtılırken, bir öğrenci mutlaka 'Hocam
> istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?' sorusunu sorar. Aynı öğrenci,
> öğretmen haftaya sınav yapacağını bildirdiğinde kaçıncı sayfaya kadar
> sorumluyuz hocam' sorusunu soran ama yine de sınava çalışmayan öğrencidir.
>
> Madde 25: Tüm ısrarlara rağmen misafir 'Yemeyeceğim yeter!' diyorsa, Ev
> sahibi son kozunu değerlendirir ve ilahi gücü cümle içinde kullanıp Bak
> Allah'ın adını verdim' diyerek misafiri köşeye sıkıştırır. Misafir bunun
> üzerine midesi dolu olsa da, ilahi kudret korkusundan mıdır ka çış yolu
> kalmamasından mıdır, ne var ne yoksa bir çırpıda yer.
>
> Madde 34: Üzerinden araç geçsin ve temizlensin diye işyeri paspasları cadde
> ortasına fırlatılır. Sinek avlayan esnaf Türkiye'de temizlik hastası
> kesilir.Alır eline hortumu baştan aşağı dükkanının bulunduğu caddeyi,
> kaldırımları bir güzel sular. O da yetmez, yandaki caddeleri ve sokakları
> da sulamayı iş edinir. O arada paspaslar da temizlikten payını alır.
>
> Madde 42: Misafirlikte kolonya ikram edilirken büyüklerin ellerine
> çocukların kafasına dökülür.
>
> Madde 46: Durakta değil de, her el kaldıran yolcu gördüğünde duran otobüse
> halk otobüsü denir. Halk otobüsü halkı kırmaz, durur. Halk otobüsünün
> belediye otobüsünden tek farkı budur.
>
> Madde 49: Şehirlerarası otobüs yolculuklarında kan bağı yoksa (karı,koca,
> yeğen, yenge gibi) bayan yanına erkeğin oturması firma tarafından kabul
> edilmez. Türkiye'de en önemli namus bekçileri otobüs muavinleridir.
> Muavinlere göre birbirlerini hiç tanımayan iki karşı cinsin, mesafe
> olmaksızın seyahat etmesi, ateşle barutun birbirine bitişik iki koltuktan
> bilet alması gibi bir şeydir. Buna asla izin vermezler. Ancak gidilecek yol
> boyunca erkeğin yanına oturtmadıkları genç kızı kesmeyi de ihmal etmezler.
>
> Madde 63: Gelinin belinde yer alan kırmızı kuşak bekareti simgeler. Damadın
> elbisesi üzerinde renkli bir çaput parçası, herhangi bir işaret
> bulunmadığından cinsel geçmişi hakkında fikir yürütmek mümkün değildir.
> Aslında bu geçmişle pek ilgilenen de yoktur.
>
> Madde 64: Kafa bir yere çarptığında şişmesin diye çiğnenmiş ekmekle
> ovalanır. Türklerin 'Kendi kendine tedavi' yöntemleri sadece bunlarla
> bitmez.Ağrıyan yere sıcak tuğla konur. Isıtılmış çay bardakları ile sırt
> çekilir. Arpacık çıkmış göze sarımsak sürülür.Kesilen ve kanayan yere tütün
> basılır. Paslı çivi batan yer sopayla dövülür. Burkulan yere biftek
> bağlanır. Yanan yere diş macunu sürülür.
>
> Madde 66: Bütün ilaçlar buzdolabında saklanır.Buzdolabının kola, su, gazoz
> koyulan bölgesi ilaçlara yetmeyince, ilaçlar yumurtaların bulunduğu alanda,
> kurumuş yarım limonlara komşuluk yapar.
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
Acaba Sarışınlar Gerçekten Böylemi
Bir sarısın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. itfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları cıkarmışlar.Catıdan atlayanları tutmak icin yanlarında getirdikleri carşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler;
"Atla. Bu tek sanşımız".
Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış.
Itfaiyeciler tekrar catıya seslenmişler;
"Hadi atla. Yoksa kurtulamayacaksın." Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;
"Atlamam. Biraz once yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz".
İtfaiyeciler; "Hayır, çekmeyiz. Biz sadece esmerler icin bunu yaparız". Boyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşagıya bırakmış. Itfaiyeciler esmer kızda oldugu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saclı da elmalı kek gibi yere serilmiş.
Çatıda sadece sarışın kalmış. itfaiyeciler daha once de yaptıkları gibi;
"Atla, atla. Yoksa yanarak oleceksin".
Sarışın; "Kesinlikle atlamam. İki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz. Ben atlarken de çekersiniz".
itfaiyeciler; "Kesinlikle cekmeyecegiz. Söz veriyoruz".
Sarışın kız; "Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin...
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
Etiketler: hayattan; fıkra; makale
Yorumsuz
Yurtdışından yaz tatili icin Türkiye'ye gelen isci bir vatandasimiz trafik
kurallarini ihlal ederek kirmizi isikta gecer.
Hemen orada bulunan polis ekibi resimdeki plakayi (...........) anons eder.
Ancak bir sonraki polis ekibi plakayi anlayamaz ve dalga gecildigini
zannedip tekrar tekrar sorar.
Bu durumdan faydalanan yine isci vatandasimiz olur ve bir sonraki ekibi de
gecer. Araca en son Edirne Kapikule sinir kapisinda ki son cikista cezai
islem yapilabilir
ve bu fotograf anı olarak cekilir.
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
3000 yılında bizleri neler bekliyor.
Baktım işim yok mail kutum da bayağı dolmuş ayıklama yapıyordum. Arşivlemiş olduğum bana gelen maillerden bir kaçını eklemek istedim. Bir arkadaşım Canım Gurubuma üye ordan gele bir mail di buda yapan arkadaşın eline ve emeğine sağlık valla 3000 yılında yaşamak istedim şimdi birden.
not : bu resimler hareketli idi şimdi neden hareket etmiyorlar anlamadım.
3000 YILINDA MAKYAJ YAPMAK DAHA KOLAY OLACAK
3000 YILINDA BİLGİSAYARINIZA KÜFÜR YAZARSANIZ SİZİ CEZALANDIRACAK
3000 YILINDA SPORCULAR O KADAR İYİ PARA KAZANACAKLAR Kİ KENDİLERİ İÇİN OYNAMALARI İÇİN ADAM ÇALIŞTIRACAKLAR.
3000 YILINDA ÖZEL MAKİNALAR SİZ HASTALANDIĞINIZ DA AKAN BURNUNUZU SİLECEK
3000 YILINDA OKULAR BENZİNDEN TASARRUF ETMEK İÇİN OTOBÜS ŞOFÖRLERİNİ SİRK ÇALIŞANLARI İLE DEĞİŞTİRECEK
3000 YILINDA DOKTORLAR AYNI ZAMANDA SİHİRBAZ OLACAKLAR VE BÖYLECE İSKELETİNİZE X-RAY SİZ BAKABİLECEKSİNİZ.
3000 YILINDA FİLMİN TAMAMINI DEĞİŞTİRMEDEN SADECE AKTÖRÜ DEĞİŞTİREBİLECEKSİNİZ.
3000 YILINDA KLOZETTE UFAK OYNAMALAR SAYESİNDE EVİN İÇİNDE SÖRF YAPILACAK.
3000 YILINDA DÖRT BACAKLI PANTOLONLAR SAYESİNDE İSTEDİĞİNİZ YERDE OTURABİLECEKSİNİZ.
3000 YILINDA MAKİNELER SİZ UYURKEN DE SİZİ ÇALIŞTIRABİLECEK BÖYLECE ZAMAN KAZANACAKSINIZ.
3000 YILINDA ARTIK DENİZ AŞIRI YOLCULUK YAPMAK İSTEDİĞİNİZDE ORAYA ARABA İLE GİDEBİLECEKSİNİZ.
3000 YILINDA BRONZLAŞMAK ARTIK BİRKAÇ SANİYENİZİ ALACAK.
3000 YILINDA TRAFİKTE MUTLAKA DUR İŞARETLERİNDE DURMANIZ GEREKECEK.
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Ocak 15, 2008
0
yorum
Etiketler: komik; hayattan, makale
Çarşamba, Ocak 09, 2008
çok ara vermişim be...
Şu masanın başına oturmak bana nedense ender oluyor. Oğlumun ve eşimin sayesinde yanına bile yaklaşamaz oldum.
Ne zaman iki satır karalayayım desem eşim benim on dakkalık işim var oturdumu kalkmak bilmiyor..
ya da oğlum hemen gelip napıyon sen buda hadi gel inşat (inşaat yani mütahitmi olacak ne işimiz gücümüz kamyonlar kepçeler kürekler )yapcaz diyor mümkün değil yani ondan şurda iki kelam laf etmek.
Hazır eşim evde yokken, oğlum da uyukern biraz ütüm vardı onları yaptım sonra da işte burdayım.
Bir facia hafta sonu yaşadım.
Cumartesi günü kahvaltıya teyzemiz gelmişti daha sonra dayımız halamız dedemiz geldi ayıptır söylemesi balık yaptık bol salata ile birde kalabalık ta hııımmmm yeme de yanında yat oldu yani.
tabii pazar sabahı kalktığımda her yerde balık kokusu vardı. bende mutfağı temizlemeye karar verdim ama keşke vermeseydim.Bulaşık makinemin daha önce den yerini değiştirmiştim fakat fazla rahat edememiştim. Hazır ortalık kalkmışken onu da eski yerine alayım dedim. Dolapları da boşalttım yıkanması için makineyi çalıştırdım içeriye gittim sonra çöpe bişey atacaktım aaaaa bide ne göreyim benim makine su boşaltıyor her yer su halılar slandı hayda hemen babamı aradım sağolsun hemen geldi. (eşimin elinde gelmez böyle şeyler)Su giriş borusundan su kaçırıyormuş arkadaş neyse hemen kapadık pazartesi yeni bir boru almış geldi değiştirdiler de şimdi gönül rahatlığı ile kullanıyorum.
Bu arada geçenlerde doğum günümdü ömrümden koskaca 1 yıl daha gitti yaşlandım. ama yaşımın güzelliklerini en güzel şekilde yaşamaya çalışıyorum.
hediyelerimi de buraya yapıştıracaktım ama fotograf makinesini bağlantı kablosunu nedense bir türlü bulamadım kimilir nereye kaldırdım işime yaramadığı zaman çıkar piyasaya.
İşten çıktım büyük bir hevesle evime gidiyorum diye aman o da ne kardeşim bu ne trafik böyle ya herkes sanki aynı saatte sokakta. bir eve kaç araba düşüyor bilmiyorum yani şu istanbul da. Hadi işten gelenlere lafım yok ama gezmekten çaydan alışverişten gelen ev hanımı ablalarım teyzelerim neden iş çıkış saatinde evlerinde oturmazlar sanki 20 dakikalık yolu nerdeyse bir saatte geldik ya bize de yazık değil mi yani sabahın köründe yollara düş çalış çabala tırmala birde yol da trafik rezaleti çek sonra gel evde çalış oh ne ala memleket...
yaa anlatacak ne kadar çok şey varmış ya da benim konuşmaya ihtiyacım varmış hangisi bak bilemedim ben şimdi.
offf bu hafta cuma günü şirketin geleneksel yeeği var. bayii toplantısı yemeğiymiş büyük bir ihtimal geç gelinecek, bir de cumartesi günü oğluşun aşısı var nasıl geçecek bilmem. öyle bir gecenin böyle bir sabahı haydi buyur burdan yak şimdi.
Şimdi doktorun odasına girince basacak çığlığı 3 kişi zor zaptediyoruz ya olmaz böyle şey yani. büyüdükçe uslanır dediler yaramazlıkları daha da artıyor ama oğluşun ya
Allahım ona sağlık sıhhat versin kendisine zarar verecek derece de yaramazlık yapmasın buna da razıyım ama bazen de şikayet ediyorum işte sonra da kendime kızıyorum neden öyle diyorum diye. Sanki bende yapmadım mı gerçi ben bebekken çok usluymuşum sürekli uyurmuşum bikeresinde yine uyuyakalmışım annem aramış bulamamış daha birbuçuk yaşımdaymışım. Sonra arada zaman geçmiş beni bayağı bir aramışlar tabii onlar onra birinin aklına gelmiş yatağa bakmak ben orda uyuyorum nasıl bir uyku ki kimbilir nasıl telaş yaptılar bağırmalar seslenmeler yok ben tıkk
ama benim oğlan dışarıda ki çöp kombisinin kapağı kapandığı zaman hemen gözünü açıyordu. şimdi hemen duyar uyanır ;anne noldu kim vurdu korktum ben döv onu der
bende ; yok oğlum bişey dışardan ses geldi derim yarım kalan uykusuna devam eder
Bu arada bizim işyerindeki bilgisayarımda sanırım virüs girdi. bir sayfayı açya kalkınca irsürü sayfalar açılıyor.Akşamları da bakamıyorum zaten şimdi birde gündüzleri bakamayayım tam olsun. ben artık saati kurar gece yarısından sonra kalkar bakarım.
geçen gün bir blogcu arkadaşın sitesinde küçükyalı çocuk esirgeme kurumun ihtiyaç listesi ile ilgili bir yazı okudum ama ona bir türlü yazı yazmadım.
bana da böyle bir maiil bir ay önce gelmişti hemen işyerinde bir yardım kampayası oluşturalım dedik sonra kurumu aradık ama ordaki yetkili bize bu maiilin 5 yıl önce yayınlandığı ve şu anda öyle bir yardıma ihtiyaçlarının olmadığının bu maiilin sistem tarafında dönem dönem tekrar gönderildi ben bizim gibi onları arayarak durumları hakkında bilgi istediklerini anlattı.
Yani KÜÇÜKYALI ÇOCUK ESİRGEME KURUMUNUN İHTİYAÇ LİSTESİNDE BELİRTİLERE İHTİYACI OLMADIĞI BURDAN DUYURMAK İSTEDİM.
Size de böyle bir mail gelirse bilginiz olsun.
arkadaşlar kendime vitrin takımı için örnek arıyorum elinde değişik örnek olan varsa haber versin. bakınıyorum ama hala bulamadım.
bir ara kendi örneklerimi yayınlayacağım pek yakında burda olacaklar.. (Kabloyu bulabilirsem tabii :(
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Çarşamba, Ocak 09, 2008
11
yorum
Etiketler: hayattan
Pazartesi, Aralık 24, 2007
Bayram Bayram O da Bittiiiiii :(
Kurban bayramını da geride bıraktık. Seneye inşallah o günleri tekrar görür ve bayram sevincini tüm sevdiklerimizle paylaşırız.
Gerçi bayram da pek fazla ziyaret yapmadım resmen evde pinekledim.
Akşamları geç yattım, sabahları geç kalktım neredeyse erken kalkmaların acısını çıkarttım.
Pazartesini sendurumunu bugün içler acısı şekilde yaşadım. Sabah yataktan sürünerek uyandım. Servise biner binmez uyumuşum. gözümü açtığımda iş yerindeydik.
Derken sene sonu muhabbetleri sayımlar stok tutturmacalar akşamın geldiğini nasıl anlamadım. Dışarıya bir çıktım buz gibi hava. Zaten tatilde kaloriferler yanmadığı için fabrika buz gibiydi. İşten direk annemlere gittim.Sıcacık soba çıtı çıtır yanıyordu. kedi gibi hemen arkasına oturdum sofra hazırlanana kadar. yemek yedik biraz sohbet bulaşıklar derken oğluşumun uykusu geldi başladı mızırdanmaya.
Eve geldik. Evde de bir çay demledim. Oğluş hemen uyudu onu yatağına yatırdım. Aldım elime bir fincan çay bir dilimde havuçle kek oturdum elveda rumeliyi izledim (Ehhhh trakyalıyıım ya ondan çekti beni bu dizi )
dizi bitti çamaşıtlıkta kuruyan çamaşır topladım. Balkonda asılı olanları topladım tekrar içeriye çamaşırlığa attım. mutfağımı topladım bir çay siğara da mutfak ta yaptım. Yatmaya gidiyorum diye eşime seslendim gözüm bilgisayara takıldı rotamı değiştirdim çenem düştü işte yazıyorum..
Aslında nasıl uykum var anlatamam. En kısa emekli olup evde oturmak istiyorum. Sabahları geç kalkmak öyle uzun uzun keyif yapmak oğlumla bolca vakit geçirmek falan falan işte neyse
Şimdi uyku vakti yarın sabah erkenden kalkıp erenin çantasını hazırlayacağım. Yarın anneannesine gidiyor. Sonra da kendim hazırlanıp işi gitmek için yola koyulacağım..
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Pazartesi, Aralık 24, 2007
6
yorum
Çarşamba, Aralık 19, 2007
İYİ BAYRAMLAR , NİCE YILLARA
Hayır kapılarının sonuna kadar açık,
Kaza ve belaların bertaraf olduğu
Kurban bayramının yaşadığınız tüm sorunları alıp götürmesi dileğiyle
Ayrıca 2008 yılı sağlık mutluluk ve huzur getirmesi dileği ile....
Herkese tüm sevdikleri ile beraber mutlu bayramlar hayırlı nice seneler diliyorum..
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Çarşamba, Aralık 19, 2007
4
yorum
Salı, Aralık 11, 2007
MİMLENDİMMM
uzun bir süre blogları gezdim dolaştım bu ebe sobe mim dalgasını çok merak eder ve onları okur okur okur, başka başka bloglarda gezinirdim.
Şimdi sevgili kardeşim şekerim beni mimlemiş..
Hayalimi bir resim olarak anlatmam gerekiyormuş. O kadar çok hayalim oldu ki kimi gerçekleşti kimileri suya düştü... ama gerçekleşmesini istediğim en büyük hayalim mutlu ve huzurlu saygılı ve sevgi dolu bir yuvaydı.. o da oğluşumun la bereber tamamlandı..
Ama benim mimleyeceğim kimse yok
kusura bakama canımcığım zinciri ben burda kopardım galiba...
geç kaldığım için de özür dilerim.
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Aralık 11, 2007
2
yorum
Çarşamba, Aralık 05, 2007
PROF. ÜSTÜN DÖKMENiN ÇOK GÜZEL BiR YORUMU :
"...Çocuğumuz düşüp kafas ını masaya çarpınca biz hemen masayı
döveriz,
"he masa ehhhh sen niye orada duruyorsun" diye. Çocuk masa orada
durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve büyüdükçe yaptığı her
hatayı yükleyecek birini veya bir şeyi mutlaka bulur."
Malum...
Mesela, bizim Balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160
Kilometre hız yaptırdılar. İlk virajda sizlere ömür...
Kimin üstüne kaldı?
Makinistin...
Mersin'de bayrağımız yakıldı, yırtıldı. Askere taş attılar, panzere
molotof... Memleket ayağa kalktı. Kimin yüzündenmiş?..
İki veled...
Gelene geçene ayran, tost falan satan, kendi halinde sakin bir kasabaydı,
Susurluk... İçişleri Bakanlığı, MİT, Jitem, generaller, özel tim polisleri,
kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, işadamları... 1000 kişi falan
yargılandı. Her şey kimin başının altından çıkmış?
Yeşil'in...
Deprem oldu... 7 vilayette 50 bin kişi öldü. Binlerce bina yıkıldı, on
binleri ağır hasarlı. Hepsinin sorumlusu olarak kimi kulağından tutup
hapse tıktık?
Veli Göçer'i...
Edirne'de b ebeler şakır şakır öldü... Hiç utanmadan biskuvi kolilerine
koyup, gömdüler. "Araştırdık, ihmal yok" dediler. Peki neden öldü bu
yavrular? Klima'dan...
Dikkat isterim, klimacı bile değil, klima.
Rakıdan öldük. O gün ile bu gün arasında ne değişti?..
Kapağın rengi...
Sanal "sorumlumuz" bile var... Yollarda her gün 20 insanımız heba oluyor.
Trafik Canavarı'ndan...
Dolar patlarsa?
Enflasyon Canavarı'ndan...
Hatta "sorumlu olmayan sorumlumuz" da var... Milli takım oynayıp
yeniliyor. Suçlusu kim?
Takıma alınmayan Hakan...
Domatesleri Ruslara kakalayamıyoruz...
Sinekten...
Deli dana geliyor.
inekten...
Millet hormonlu diye tavuk yemiyor.
Erman Toroğlu'ndan...
Evleri su basıyor.
Yağmurdan...
Ormanlar yanıy or.
Sigaradan...
Gemi batıyor.
Dalgadan...
İyi de kardeşim, uçak neden düşüyor?
Rahmetli pilottan...
Peki bu şartlarda hayatta kalmayı nasıl başarıyoruz?
Allah'tan...
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Çarşamba, Aralık 05, 2007
1 yorum
Salı, Aralık 04, 2007
Bir Erkeğin Hayatı Nasıl Karartılır...
Olay budur !
Aynı konunun 3 versiyonu...>
1- Kadin/Erkek>
2- Kadin/Kadin>
3- Erkek/Erkek>>
1.Versiyon Kadin / Erkek: Bir erkegin hayati nasil karartilir?
Kadin: Saçimi >kestireyim mi?
Erkek: Olur.
Kadin: Ama kiyamiyorum.
Erkek: Öyleyse >kestirme.
Kadin: Canim degisiklik istiyor...
Erkek: O halde kestir.
Kadin: >Bana akil vermeyi birak, delilere verir gibi.
Erkek: Eger nasil hosuma >gittigini bilmek istiyorsan, sana derimki uzun saçli. Bunu biliyorsun.
Kadin: Beni tanidiginda kisaydi.
Erkek: Ve sana tam olarak ne dedigimi hatirliyorum: 'Ne güzel olurdun uzun saçla'. Kadin: Ama herkes kesmemi söylüyor.
Erkek: Bu durumda kuaföre git ve birak uyuyayim lütfen. >Bunu senden Allah rizasi için istiyorum.
Kadin: Peki nasil kestireyim? Kat >kat mi yoksa perçemli mi?
Erkek: Kat kat.
Kadin: Bana yakisacagini >sanmiyorum, çünkü saçim çok düz.
Erkek: Birak perçemli olsun.
Kadin: Çok yorucu.
Erkek: Yordugu zaman tekrar kestirirsin.
Kadin: O zaman asla >uzatamam.
Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.
Kadin: Bana güzelim >deme!!!!!!!
Erkek: ?!?!?!?!!>>
2.Versiyon Kadin / Kadin:
1.Kadin: Ah sekerim saçini mi kestirdin? Ne kadar >güzel olmussun!!!
2.Kadin: Ay sahi mi söylüyorsun? Ben pek emin olamiyorum. >Ay çok mu kisa oldu acaba...??
1.Kadin: Amaaan ne alakasi var. Benim yüzüm >bu kadar genis olmasa ayni kesimi bende denerdim. Benim su saçim klasik >oldu artik, yeni bir modele hiç cesaret edemiyorum. 2.Kadin: Ay yapma Allah >askina nesi varmis yüzünün.... Bak söyle suralarindan kat verdirsen, harika >olur!! Benim de boynum uzun olmasa ayni seninki gibi bir model yaptirirdim.
1.Kadin: Ah sekerim sende bir alemsin. Keske benimde boynum seninki gibi >olsa. En azindan su çökük omuzlarimin dikkat çekmesini engellemis olurdum.
2.Kadin: Ayol sen ne diyorsun?.. Senin gibi omuzlari olsun isteyen bir sürü >kiz var... Giydigin her sey sana öyle yakisiyor ki.. Birde benim su kisa >kollarima bak. Omuzlarim seninkiler gibi olsaydi, giydigim bluzlar üstümde >emanet gibi durur muydu? Vir vir vir, dirdirdir...>>
3.Versiyon Erkek / Erkek:>
1.Adam: Saçini mi kestirdin?>
2.Adam: Evet>
1.Adam: Sihhatler olsun abi!..>
2.Adam: Sagol...
Olay budur ! ...
Gönderen
neseileberaber
zaman:
Salı, Aralık 04, 2007
0
yorum
Etiketler: makale










