Salı, Ocak 15, 2008

Türkleri anlama sanatı adlı kitabtan

Madde 7: Hesap ödeyen erkek, hesabı ödemek için gereken işlemi masanın
> altında yapar.Türk erkeği ödediği hesabı masadakilerin görmesini istemez.
> Eğer görürlerse ayıp olacağını düşünür ve karşıdakilerin 'Ulan amma da
> görgüsüz herif, hem ısmarl ıyor hem de hesabı gözümüze sokuyor' demesinden
> çekinir. Böyle bir davranışa bir de Eskimo erkeklerinde rastlanılabilir.
>
> Madde 11: Türkiye'de ilk, orta, lise, üniversite, yüksek lisans, doktora
> fark etmez, s ınav kağıtları dağıtılırken, bir öğrenci mutlaka 'Hocam
> istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?' sorusunu sorar. Aynı öğrenci,
> öğretmen haftaya sınav yapacağını bildirdiğinde kaçıncı sayfaya kadar
> sorumluyuz hocam' sorusunu soran ama yine de sınava çalışmayan öğrencidir.
>
> Madde 25: Tüm ısrarlara rağmen misafir 'Yemeyeceğim yeter!' diyorsa, Ev
> sahibi son kozunu değerlendirir ve ilahi gücü cümle içinde kullanıp Bak
> Allah'ın adını verdim' diyerek misafiri köşeye sıkıştırır. Misafir bunun
> üzerine midesi dolu olsa da, ilahi kudret korkusundan mıdır ka çış yolu
> kalmamasından mıdır, ne var ne yoksa bir çırpıda yer.
>
> Madde 34: Üzerinden araç geçsin ve temizlensin diye işyeri paspasları cadde
> ortasına fırlatılır. Sinek avlayan esnaf Türkiye'de temizlik hastası
> kesilir.Alır eline hortumu baştan aşağı dükkanının bulunduğu caddeyi,
> kaldırımları bir güzel sular. O da yetmez, yandaki caddeleri ve sokakları
> da sulamayı iş edinir. O arada paspaslar da temizlikten payını alır.
>
> Madde 42: Misafirlikte kolonya ikram edilirken büyüklerin ellerine
> çocukların kafasına dökülür.
>
> Madde 46: Durakta değil de, her el kaldıran yolcu gördüğünde duran otobüse
> halk otobüsü denir. Halk otobüsü halkı kırmaz, durur. Halk otobüsünün
> belediye otobüsünden tek farkı budur.
>
> Madde 49: Şehirlerarası otobüs yolculuklarında kan bağı yoksa (karı,koca,
> yeğen, yenge gibi) bayan yanına erkeğin oturması firma tarafından kabul
> edilmez. Türkiye'de en önemli namus bekçileri otobüs muavinleridir.
> Muavinlere göre birbirlerini hiç tanımayan iki karşı cinsin, mesafe
> olmaksızın seyahat etmesi, ateşle barutun birbirine bitişik iki koltuktan
> bilet alması gibi bir şeydir. Buna asla izin vermezler. Ancak gidilecek yol
> boyunca erkeğin yanına oturtmadıkları genç kızı kesmeyi de ihmal etmezler.
>
> Madde 63: Gelinin belinde yer alan kırmızı kuşak bekareti simgeler. Damadın
> elbisesi üzerinde renkli bir çaput parçası, herhangi bir işaret
> bulunmadığından cinsel geçmişi hakkında fikir yürütmek mümkün değildir.
> Aslında bu geçmişle pek ilgilenen de yoktur.
>
> Madde 64: Kafa bir yere çarptığında şişmesin diye çiğnenmiş ekmekle
> ovalanır. Türklerin 'Kendi kendine tedavi' yöntemleri sadece bunlarla
> bitmez.Ağrıyan yere sıcak tuğla konur. Isıtılmış çay bardakları ile sırt
> çekilir. Arpacık çıkmış göze sarımsak sürülür.Kesilen ve kanayan yere tütün
> basılır. Paslı çivi batan yer sopayla dövülür. Burkulan yere biftek
> bağlanır. Yanan yere diş macunu sürülür.
>
> Madde 66: Bütün ilaçlar buzdolabında saklanır.Buzdolabının kola, su, gazoz
> koyulan bölgesi ilaçlara yetmeyince, ilaçlar yumurtaların bulunduğu alanda,
> kurumuş yarım limonlara komşuluk yapar.

Acaba Sarışınlar Gerçekten Böylemi

Bir sarısın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. itfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları cıkarmışlar.Catıdan atlayanları tutmak icin yanlarında getirdikleri carşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler;
"Atla. Bu tek sanşımız".
Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış.
Itfaiyeciler tekrar catıya seslenmişler;
"Hadi atla. Yoksa kurtulamayacaksın." Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;
"Atlamam. Biraz once yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz".
İtfaiyeciler; "Hayır, çekmeyiz. Biz sadece esmerler icin bunu yaparız". Boyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşagıya bırakmış. Itfaiyeciler esmer kızda oldugu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saclı da elmalı kek gibi yere serilmiş.
Çatıda sadece sarışın kalmış. itfaiyeciler daha once de yaptıkları gibi;
"Atla, atla. Yoksa yanarak oleceksin".
Sarışın; "Kesinlikle atlamam. İki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz. Ben atlarken de çekersiniz".
itfaiyeciler; "Kesinlikle cekmeyecegiz. Söz veriyoruz".
Sarışın kız; "Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin...

Yorumsuz


Yurtdışından yaz tatili icin Türkiye'ye gelen isci bir vatandasimiz trafik
kurallarini ihlal ederek kirmizi isikta gecer.
Hemen orada bulunan polis ekibi resimdeki plakayi (...........) anons eder.

Ancak bir sonraki polis ekibi plakayi anlayamaz ve dalga gecildigini
zannedip tekrar tekrar sorar.
Bu durumdan faydalanan yine isci vatandasimiz olur ve bir sonraki ekibi de
gecer. Araca en son Edirne Kapikule sinir kapisinda ki son cikista cezai
islem yapilabilir

ve bu fotograf anı olarak cekilir.




3000 yılında bizleri neler bekliyor.

Baktım işim yok mail kutum da bayağı dolmuş ayıklama yapıyordum. Arşivlemiş olduğum bana gelen maillerden bir kaçını eklemek istedim. Bir arkadaşım Canım Gurubuma üye ordan gele bir mail di buda yapan arkadaşın eline ve emeğine sağlık valla 3000 yılında yaşamak istedim şimdi birden.
not : bu resimler hareketli idi şimdi neden hareket etmiyorlar anlamadım.



3000 YILINDA MAKYAJ YAPMAK DAHA KOLAY OLACAK




3000 YILINDA BİLGİSAYARINIZA KÜFÜR YAZARSANIZ SİZİ CEZALANDIRACAK



3000 YILINDA SPORCULAR O KADAR İYİ PARA KAZANACAKLAR Kİ KENDİLERİ İÇİN OYNAMALARI İÇİN ADAM ÇALIŞTIRACAKLAR.



3000 YILINDA ÖZEL MAKİNALAR SİZ HASTALANDIĞINIZ DA AKAN BURNUNUZU SİLECEK



3000 YILINDA OKULAR BENZİNDEN TASARRUF ETMEK İÇİN OTOBÜS ŞOFÖRLERİNİ SİRK ÇALIŞANLARI İLE DEĞİŞTİRECEK



3000 YILINDA DOKTORLAR AYNI ZAMANDA SİHİRBAZ OLACAKLAR VE BÖYLECE İSKELETİNİZE X-RAY SİZ BAKABİLECEKSİNİZ.



3000 YILINDA FİLMİN TAMAMINI DEĞİŞTİRMEDEN SADECE AKTÖRÜ DEĞİŞTİREBİLECEKSİNİZ.



3000 YILINDA KLOZETTE UFAK OYNAMALAR SAYESİNDE EVİN İÇİNDE SÖRF YAPILACAK.



3000 YILINDA DÖRT BACAKLI PANTOLONLAR SAYESİNDE İSTEDİĞİNİZ YERDE OTURABİLECEKSİNİZ.



3000 YILINDA MAKİNELER SİZ UYURKEN DE SİZİ ÇALIŞTIRABİLECEK BÖYLECE ZAMAN KAZANACAKSINIZ.



3000 YILINDA ARTIK DENİZ AŞIRI YOLCULUK YAPMAK İSTEDİĞİNİZDE ORAYA ARABA İLE GİDEBİLECEKSİNİZ.



3000 YILINDA BRONZLAŞMAK ARTIK BİRKAÇ SANİYENİZİ ALACAK.



3000 YILINDA TRAFİKTE MUTLAKA DUR İŞARETLERİNDE DURMANIZ GEREKECEK.

Çarşamba, Ocak 09, 2008

çok ara vermişim be...

Şu masanın başına oturmak bana nedense ender oluyor. Oğlumun ve eşimin sayesinde yanına bile yaklaşamaz oldum.
Ne zaman iki satır karalayayım desem eşim benim on dakkalık işim var oturdumu kalkmak bilmiyor..
ya da oğlum hemen gelip napıyon sen buda hadi gel inşat (inşaat yani mütahitmi olacak ne işimiz gücümüz kamyonlar kepçeler kürekler )yapcaz diyor mümkün değil yani ondan şurda iki kelam laf etmek.
Hazır eşim evde yokken, oğlum da uyukern biraz ütüm vardı onları yaptım sonra da işte burdayım.
Bir facia hafta sonu yaşadım.
Cumartesi günü kahvaltıya teyzemiz gelmişti daha sonra dayımız halamız dedemiz geldi ayıptır söylemesi balık yaptık bol salata ile birde kalabalık ta hııımmmm yeme de yanında yat oldu yani.

tabii pazar sabahı kalktığımda her yerde balık kokusu vardı. bende mutfağı temizlemeye karar verdim ama keşke vermeseydim.Bulaşık makinemin daha önce den yerini değiştirmiştim fakat fazla rahat edememiştim. Hazır ortalık kalkmışken onu da eski yerine alayım dedim. Dolapları da boşalttım yıkanması için makineyi çalıştırdım içeriye gittim sonra çöpe bişey atacaktım aaaaa bide ne göreyim benim makine su boşaltıyor her yer su halılar slandı hayda hemen babamı aradım sağolsun hemen geldi. (eşimin elinde gelmez böyle şeyler)Su giriş borusundan su kaçırıyormuş arkadaş neyse hemen kapadık pazartesi yeni bir boru almış geldi değiştirdiler de şimdi gönül rahatlığı ile kullanıyorum.
Bu arada geçenlerde doğum günümdü ömrümden koskaca 1 yıl daha gitti yaşlandım. ama yaşımın güzelliklerini en güzel şekilde yaşamaya çalışıyorum.
hediyelerimi de buraya yapıştıracaktım ama fotograf makinesini bağlantı kablosunu nedense bir türlü bulamadım kimilir nereye kaldırdım işime yaramadığı zaman çıkar piyasaya.

İşten çıktım büyük bir hevesle evime gidiyorum diye aman o da ne kardeşim bu ne trafik böyle ya herkes sanki aynı saatte sokakta. bir eve kaç araba düşüyor bilmiyorum yani şu istanbul da. Hadi işten gelenlere lafım yok ama gezmekten çaydan alışverişten gelen ev hanımı ablalarım teyzelerim neden iş çıkış saatinde evlerinde oturmazlar sanki 20 dakikalık yolu nerdeyse bir saatte geldik ya bize de yazık değil mi yani sabahın köründe yollara düş çalış çabala tırmala birde yol da trafik rezaleti çek sonra gel evde çalış oh ne ala memleket...

yaa anlatacak ne kadar çok şey varmış ya da benim konuşmaya ihtiyacım varmış hangisi bak bilemedim ben şimdi.

offf bu hafta cuma günü şirketin geleneksel yeeği var. bayii toplantısı yemeğiymiş büyük bir ihtimal geç gelinecek, bir de cumartesi günü oğluşun aşısı var nasıl geçecek bilmem. öyle bir gecenin böyle bir sabahı haydi buyur burdan yak şimdi.
Şimdi doktorun odasına girince basacak çığlığı 3 kişi zor zaptediyoruz ya olmaz böyle şey yani. büyüdükçe uslanır dediler yaramazlıkları daha da artıyor ama oğluşun ya
Allahım ona sağlık sıhhat versin kendisine zarar verecek derece de yaramazlık yapmasın buna da razıyım ama bazen de şikayet ediyorum işte sonra da kendime kızıyorum neden öyle diyorum diye. Sanki bende yapmadım mı gerçi ben bebekken çok usluymuşum sürekli uyurmuşum bikeresinde yine uyuyakalmışım annem aramış bulamamış daha birbuçuk yaşımdaymışım. Sonra arada zaman geçmiş beni bayağı bir aramışlar tabii onlar onra birinin aklına gelmiş yatağa bakmak ben orda uyuyorum nasıl bir uyku ki kimbilir nasıl telaş yaptılar bağırmalar seslenmeler yok ben tıkk
ama benim oğlan dışarıda ki çöp kombisinin kapağı kapandığı zaman hemen gözünü açıyordu. şimdi hemen duyar uyanır ;anne noldu kim vurdu korktum ben döv onu der
bende ; yok oğlum bişey dışardan ses geldi derim yarım kalan uykusuna devam eder

Bu arada bizim işyerindeki bilgisayarımda sanırım virüs girdi. bir sayfayı açya kalkınca irsürü sayfalar açılıyor.Akşamları da bakamıyorum zaten şimdi birde gündüzleri bakamayayım tam olsun. ben artık saati kurar gece yarısından sonra kalkar bakarım.

geçen gün bir blogcu arkadaşın sitesinde küçükyalı çocuk esirgeme kurumun ihtiyaç listesi ile ilgili bir yazı okudum ama ona bir türlü yazı yazmadım.
bana da böyle bir maiil bir ay önce gelmişti hemen işyerinde bir yardım kampayası oluşturalım dedik sonra kurumu aradık ama ordaki yetkili bize bu maiilin 5 yıl önce yayınlandığı ve şu anda öyle bir yardıma ihtiyaçlarının olmadığının bu maiilin sistem tarafında dönem dönem tekrar gönderildi ben bizim gibi onları arayarak durumları hakkında bilgi istediklerini anlattı.


Yani KÜÇÜKYALI ÇOCUK ESİRGEME KURUMUNUN İHTİYAÇ LİSTESİNDE BELİRTİLERE İHTİYACI OLMADIĞI BURDAN DUYURMAK İSTEDİM.

Size de böyle bir mail gelirse bilginiz olsun.

arkadaşlar kendime vitrin takımı için örnek arıyorum elinde değişik örnek olan varsa haber versin. bakınıyorum ama hala bulamadım.
bir ara kendi örneklerimi yayınlayacağım pek yakında burda olacaklar.. (Kabloyu bulabilirsem tabii :(

Pazartesi, Aralık 24, 2007

Bayram Bayram O da Bittiiiiii :(

Kurban bayramını da geride bıraktık. Seneye inşallah o günleri tekrar görür ve bayram sevincini tüm sevdiklerimizle paylaşırız.
Gerçi bayram da pek fazla ziyaret yapmadım resmen evde pinekledim.
Akşamları geç yattım, sabahları geç kalktım neredeyse erken kalkmaların acısını çıkarttım.
Pazartesini sendurumunu bugün içler acısı şekilde yaşadım. Sabah yataktan sürünerek uyandım. Servise biner binmez uyumuşum. gözümü açtığımda iş yerindeydik.
Derken sene sonu muhabbetleri sayımlar stok tutturmacalar akşamın geldiğini nasıl anlamadım. Dışarıya bir çıktım buz gibi hava. Zaten tatilde kaloriferler yanmadığı için fabrika buz gibiydi. İşten direk annemlere gittim.Sıcacık soba çıtı çıtır yanıyordu. kedi gibi hemen arkasına oturdum sofra hazırlanana kadar. yemek yedik biraz sohbet bulaşıklar derken oğluşumun uykusu geldi başladı mızırdanmaya.
Eve geldik. Evde de bir çay demledim. Oğluş hemen uyudu onu yatağına yatırdım. Aldım elime bir fincan çay bir dilimde havuçle kek oturdum elveda rumeliyi izledim (Ehhhh trakyalıyıım ya ondan çekti beni bu dizi )
dizi bitti çamaşıtlıkta kuruyan çamaşır topladım. Balkonda asılı olanları topladım tekrar içeriye çamaşırlığa attım. mutfağımı topladım bir çay siğara da mutfak ta yaptım. Yatmaya gidiyorum diye eşime seslendim gözüm bilgisayara takıldı rotamı değiştirdim çenem düştü işte yazıyorum..
Aslında nasıl uykum var anlatamam. En kısa emekli olup evde oturmak istiyorum. Sabahları geç kalkmak öyle uzun uzun keyif yapmak oğlumla bolca vakit geçirmek falan falan işte neyse
Şimdi uyku vakti yarın sabah erkenden kalkıp erenin çantasını hazırlayacağım. Yarın anneannesine gidiyor. Sonra da kendim hazırlanıp işi gitmek için yola koyulacağım..

Çarşamba, Aralık 19, 2007

İYİ BAYRAMLAR , NİCE YILLARA

Hayır kapılarının sonuna kadar açık,
Kaza ve belaların bertaraf olduğu
Kurban bayramının yaşadığınız tüm sorunları alıp götürmesi dileğiyle



Ayrıca 2008 yılı sağlık mutluluk ve huzur getirmesi dileği ile....

Herkese tüm sevdikleri ile beraber mutlu bayramlar hayırlı nice seneler diliyorum..

Salı, Aralık 11, 2007

MİMLENDİMMM

uzun bir süre blogları gezdim dolaştım bu ebe sobe mim dalgasını çok merak eder ve onları okur okur okur, başka başka bloglarda gezinirdim.

Şimdi sevgili kardeşim şekerim beni mimlemiş..
Hayalimi bir resim olarak anlatmam gerekiyormuş. O kadar çok hayalim oldu ki kimi gerçekleşti kimileri suya düştü... ama gerçekleşmesini istediğim en büyük hayalim mutlu ve huzurlu saygılı ve sevgi dolu bir yuvaydı.. o da oğluşumun la bereber tamamlandı..



Ama benim mimleyeceğim kimse yok
kusura bakama canımcığım zinciri ben burda kopardım galiba...

geç kaldığım için de özür dilerim.

Çarşamba, Aralık 05, 2007

PROF. ÜSTÜN DÖKMENiN ÇOK GÜZEL BiR YORUMU :

"...Çocuğumuz düşüp kafas ını masaya çarpınca biz hemen masayı
döveriz,
"he masa ehhhh sen niye orada duruyorsun" diye. Çocuk masa orada
durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve büyüdükçe yaptığı her
hatayı yükleyecek birini veya bir şeyi mutlaka bulur."
Malum...

Mesela, bizim Balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160
Kilometre hız yaptırdılar. İlk virajda sizlere ömür...
Kimin üstüne kaldı?
Makinistin...

Mersin'de bayrağımız yakıldı, yırtıldı. Askere taş attılar, panzere
molotof... Memleket ayağa kalktı. Kimin yüzündenmiş?..
İki veled...

Gelene geçene ayran, tost falan satan, kendi halinde sakin bir kasabaydı,
Susurluk... İçişleri Bakanlığı, MİT, Jitem, generaller, özel tim polisleri,
kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, işadamları... 1000 kişi falan
yargılandı. Her şey kimin başının altından çıkmış?
Yeşil'in...

Deprem oldu... 7 vilayette 50 bin kişi öldü. Binlerce bina yıkıldı, on
binleri ağır hasarlı. Hepsinin sorumlusu olarak kimi kulağından tutup
hapse tıktık?
Veli Göçer'i...

Edirne'de b ebeler şakır şakır öldü... Hiç utanmadan biskuvi kolilerine
koyup, gömdüler. "Araştırdık, ihmal yok" dediler. Peki neden öldü bu
yavrular? Klima'dan...
Dikkat isterim, klimacı bile değil, klima.

Rakıdan öldük. O gün ile bu gün arasında ne değişti?..
Kapağın rengi...

Sanal "sorumlumuz" bile var... Yollarda her gün 20 insanımız heba oluyor.
Trafik Canavarı'ndan...

Dolar patlarsa?
Enflasyon Canavarı'ndan...

Hatta "sorumlu olmayan sorumlumuz" da var... Milli takım oynayıp
yeniliyor. Suçlusu kim?
Takıma alınmayan Hakan...

Domatesleri Ruslara kakalayamıyoruz...
Sinekten...

Deli dana geliyor.
inekten...

Millet hormonlu diye tavuk yemiyor.
Erman Toroğlu'ndan...

Evleri su basıyor.
Yağmurdan...

Ormanlar yanıy or.
Sigaradan...

Gemi batıyor.
Dalgadan...

İyi de kardeşim, uçak neden düşüyor?
Rahmetli pilottan...

Peki bu şartlarda hayatta kalmayı nasıl başarıyoruz?
Allah'tan...

Salı, Aralık 04, 2007

Bir Erkeğin Hayatı Nasıl Karartılır...

Olay budur !
Aynı konunun 3 versiyonu...>
1- Kadin/Erkek>
2- Kadin/Kadin>
3- Erkek/Erkek>>
1.Versiyon Kadin / Erkek: Bir erkegin hayati nasil karartilir?
Kadin: Saçimi >kestireyim mi?
Erkek: Olur.
Kadin: Ama kiyamiyorum.
Erkek: Öyleyse >kestirme.
Kadin: Canim degisiklik istiyor...
Erkek: O halde kestir.
Kadin: >Bana akil vermeyi birak, delilere verir gibi.
Erkek: Eger nasil hosuma >gittigini bilmek istiyorsan, sana derimki uzun saçli. Bunu biliyorsun.
Kadin: Beni tanidiginda kisaydi.
Erkek: Ve sana tam olarak ne dedigimi hatirliyorum: 'Ne güzel olurdun uzun saçla'. Kadin: Ama herkes kesmemi söylüyor.
Erkek: Bu durumda kuaföre git ve birak uyuyayim lütfen. >Bunu senden Allah rizasi için istiyorum.
Kadin: Peki nasil kestireyim? Kat >kat mi yoksa perçemli mi?
Erkek: Kat kat.
Kadin: Bana yakisacagini >sanmiyorum, çünkü saçim çok düz.
Erkek: Birak perçemli olsun.
Kadin: Çok yorucu.
Erkek: Yordugu zaman tekrar kestirirsin.
Kadin: O zaman asla >uzatamam.
Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.
Kadin: Bana güzelim >deme!!!!!!!
Erkek: ?!?!?!?!!>>

2.Versiyon Kadin / Kadin:
1.Kadin: Ah sekerim saçini mi kestirdin? Ne kadar >güzel olmussun!!!
2.Kadin: Ay sahi mi söylüyorsun? Ben pek emin olamiyorum. >Ay çok mu kisa oldu acaba...??
1.Kadin: Amaaan ne alakasi var. Benim yüzüm >bu kadar genis olmasa ayni kesimi bende denerdim. Benim su saçim klasik >oldu artik, yeni bir modele hiç cesaret edemiyorum. 2.Kadin: Ay yapma Allah >askina nesi varmis yüzünün.... Bak söyle suralarindan kat verdirsen, harika >olur!! Benim de boynum uzun olmasa ayni seninki gibi bir model yaptirirdim.
1.Kadin: Ah sekerim sende bir alemsin. Keske benimde boynum seninki gibi >olsa. En azindan su çökük omuzlarimin dikkat çekmesini engellemis olurdum.
2.Kadin: Ayol sen ne diyorsun?.. Senin gibi omuzlari olsun isteyen bir sürü >kiz var... Giydigin her sey sana öyle yakisiyor ki.. Birde benim su kisa >kollarima bak. Omuzlarim seninkiler gibi olsaydi, giydigim bluzlar üstümde >emanet gibi durur muydu? Vir vir vir, dirdirdir...>>

3.Versiyon Erkek / Erkek:>
1.Adam: Saçini mi kestirdin?>
2.Adam: Evet>
1.Adam: Sihhatler olsun abi!..>
2.Adam: Sagol...


Olay budur ! ...

Cuma, Kasım 30, 2007

HATIRLA SEVGİLİ

Bu akşam dizimi de seyrettim.. Artık Ahmet le Yasemin nihayet yıllar sonra evlenecekler her şey yoluna ggiriyor herkes mutlu mesut yaşacak biaz uzatırlar daha sonra bitirirler derken son sahnelerde Aylanın intihar teşebbüsü sanırım bizimkilerin nikah tarihini erteleyecek gibi gözüküyor..
Bu arada yasemin nikah için seçtiği kıyafeti hiç beğenmedim ama ışığın gelinliği o tarihe göre çok güzel şık zarif ve masumeneydi ayrıca ışık'a gelinlikte çok yakışmıştı..

Yaşar ışıkı babasından teslim alırken bişey söylemeyecekmisin Yaşar soruna..
Ne diyebilirim ki nefesim kesildi cevabına ben bittimm

Gel Cuma gel ..
Bakalım yaseminle ahmetin nikahı olcakmı, ayla kurtulacakmı, deniz polis barikatını geçebilecekmi..... vs.vs.

:)))))

Polis - Beyefendi radar uygulamamiz vardi. Hiz sinirini astiniz.

Adam - Asmadim birader.

Polis - Beyefendi radar kayitlarini gosterebiliriz.

Adam - Ben Mustafa'nin arkadasiyim, ugrasmayin benimle

Polis - (bi afallar) Mustafa mi o da kim ?

Adam - Sen Mustafa yi tanimiyor musun ?

Polis - Ee sey hatirlayamadim...

Adam - Dur yanimda resmi var sana gostereyim. (cebinden bir

20 milyonluk cikartir ve uzerindeki Ataturk resmini gosterir)

Polis - Haa, pardon simdi hatirladim. Tamam.

Adam - Gidebilir miyim ?

Polis - Sey, bu Mustafa' nin baska resmi var mi yaninizda ?

Adam - Eeeh be... Arkadas dediysek butun albumu yanimizda

tasimiyoruz...


Seçili ileti yok
Okuma panosunda görüntülemek istediğiniz iletiyi tıklatın. Gizliliğinizi ve güvenliğinizi korumak için, bilinmeyen gönderenlerden gelen ekler, resimler ve bağlantılar engellenir.

Klasörü seçtiğinizde iletilerin otomatik olarak gösterilmesi için, okuma panosu ayarlarınızı değiştirin
1 ileti seçildi
Güvenli olarak işaretle | Güvensiz olarak işaretle

Bizim Temel in maceraları

Yerde para buldum

Bir gün Kayseri'lilerle lazlar savaş yapıyorlarmış.Kayseri`lilerin aklına bir fikir gelmiş.Demişlerki;
-Bu laz'ların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısıda Dursun'dur .Ve daha sonra savaşın ortasında bağırmaya başlamışlar:
-Temel! Temel!!!
Laz'lardaki Temel`ler kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Daha sonra Kayseri`liler :
-Dursun! Dursun!!!!
Diye bağırmışlar. Dursun`larda kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar. Laz'lardan çok az kişi kalmış ve onlarında aklına bir fikir gelmiş.Ve:
-Yerde para buldum bu kimin?
diye bağırmışlar. Bütün Kayseri`liler kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.




TEMEL FOTOGRAFÇIDA


Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş. Fotografcıya; - Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikaluk olmayacak.
Fotografçı;
- Olur efendim. 24 çarpi 32'ye ne dersiniz?
Temel;
- 768 eder de, hacan punin konimuzla ne alakasi vardur?
Seçili ileti yok

Ananın, babanın evladına duası

Lütfen onları üzmeyelim..


Eshâb-ı kirâmdan bir zât diyor ki, "Peygamber efendimiz, Bayram günü hutbeye çıkıyordu.

Merdiven üç basamakdı. Birinci basamağa çıktı. Bir şeyler söylüyordu. Kulak verdim işitdim.

Buyuruyordu ki: (Yâ Rabbi, Sen, bir kulunu, anasını-babasını gördüğü halde, onların hizmetinde kusur eden, kalblerini inciten, onların rızasını, düâsını almayanı Cehenneme sok.)

Ben de âmin dedim" buyuruyor. O halde birbirimizi seveceğiz, amma, anamızın, babamızın da kıymetini bileceğiz, onların rızalarını düâlarını alacağız, gönüllerini alacağız.

Hepiniz biliyorsunuz: "Ananın, babanın evladına duâsı, Peygamberlerin ümmetine duâsı gibidir."


www.dinimizislam.com





--
"İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli..."
"Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir..." __._,_.___

--------------------------------------

Hicrinle ya ilahi gönlüm olali gamli
Dinmez gözümün yasi her lahza olur nemli

30 kasım 2007 Isparta Uçak Kazası

Ölenlere Allah tan Rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum..
Kara kutunun bir an önce incelenip suçluların da bir an önce cezalandırılmalarını istiyorum.






Hayat sana ancak verdiklerini geri verir

Küçük kiz babasi ile ormanda yürüyüs yaparken, ayagi takilip yeredüsüyor. Can acisiyla "Ahhh" diye bagirinca ilerideki dagin tepesinden "Ahhh"diye bir ses duyuyor ve küçük kiz , dagin tepesinde baska birinin oldugunusanip bu kez de "SEN KIMSIN?" diye bagiriyor. Aldigi yanit "SEN KIMSIN" oluyor. Küçük kiz bu yanita iyice sinirlenip "SEN BIR KORKAKSIN, NEDEN SAKLANIYORSUN?" diye haykiriyor. Dagdan gelen ses"SEN BIR KORKAKSIN..." diye cevap veriyor. Sonunda babasina soruyor "BABA NE OLUYOR BÖYLE?" "DINLE VE ÖGREN" diyor adam, bu kez kendisi daga dogru "SANA HAYRANIM" diye bagiriyor. Gelen cevap "SANA HAYRANIM" oluyor. Baba tekrar bagiriyor, "SEN MUHTESEMSIN" gelen cevap "SEN MUHTESEMSIN. Küçük kiz çok sasiriyor ama halen ne oldugunu anlayamiyor.Adam, küçük kizina hayatin sirrini anlatmaya basliyor. "Buna "YANKI" denir. Ama aslinda bu "YASAM"dir. Yasam daima sana, senin verdiklerini geri verir. Yasam yaptigimizdavranislarin aynasidir. Daha fazla sevgi istedigin zaman daha çok sev. Daha fazla sevkat istediginde, daha sevkatli ol. Saygi istiyorsan insanlara daha çok saygi duy. Insanlarin sabirli olmasini istiyorsan sen de daha sabirli olmayiögren. Çünkü yasam bir tesadüf degil, yaptiklarimizin aynadan biryansimasidir. Hayat sana ancak, senin ona verdiklerini geri verir, bunu unutma!


YORUMSUZ

YARDIM

Yine şirkette bugün gelen bir mail doğruluk derecesi nedir bilmiyorum ama belki birileri okur da yardım etmek ister diye burada yayınlıyorum..

Merak etmeyin, bu bir para yardımı talebi veya hergün gelen sıradan zincir
>>maillerden biri değil. Biraz önce ne yardım yapabiliriz diye sormak üzere
>>babası Öğretmen Ümit beyle görüştüm. Asla para istemiyorlar, bizden tek
>>bekledikleri bu haberi mümkün olduğunca çok insana duyurmamız ve bu nakli
>>Ege bebek için mümkün kılmamız. Bir de dualarınızı esirgemeyin diyorlar..
>>Lütfen alttaki mektubu okuyun ve mümkün olduğu kadar etraftakilerinize
>>iletin, ki yitirilen bir can bir bebeğe can versin olsun !
>>
>>
>>
>>
>>
>>Ümit beyin iletişim bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz.
>>
>>
>>
>
>>O Hayata sımsıkı tutundu ama... Adı EGE, bizim 2 aylık bebeğimiz... 51
>>günden beri İ.Ü. Tıp Fakültesi Yenidoğan yoğun bakımında yatmaktadır.Şu
>>anda damardan beslenerek hayata tutunuyor. Çeşitli hastalıkların birbirini
>>tetiklemesi sonucu incebarsağın tamamı ve kalınbarsağın yarısı
>>alındı.Doktorların yaşamasına mucize dedikleri EGE'mize bir umut ışığı
>>doğdu. İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi'nde incebarsak nakli
>>yapılacak,tabi ki uygun donör(gönüllü) bulunabilirse. Donörün 0-9 yaş
>>arası 0RH+ kan grubuna dahil biri olması gerekiyor.Ne yazık ki ölmek üzere
>>veya yeni kaybedilmiş bir donör olmak zorunda. Ailelerin ikna edilmesi
>>gerekiyor bir şekilde. Bir hayat kaybedilirken bir hayatı kazanmak an
>>meselesi... Eğer bulunursa ve nakil başarıyla geçerse Türkiye'de bir ilk
>>yaşanacak, belki de Dünya'da.. Zaman Ege'nin aleyhine işliyor. Lütfen
>>yardım edin... Bir cana can katma zamanıdır... Herkese haber verelim.
>>Herkese mail yollayalım. Tvlere,gazetelere ajanslara,hastanelere, belki
>>milyonlara... Bu mucizeye herkes ortak olsun... Küçücük bir hayat
>>yardımınızı bekliyor.. 3-9 Kasım Organ nakli haftası, bir şekilde gündeme
>>gelmeli... Babası : Öğretmen Ümit Fikret YILDIZ
>>umitfikretyildizz@hotmail.com 0505 662 68 72

yaşanmış gerçek bir olaymış

>
> Okuyun super....
>
>
> >
> > > > > > *YAŞANMIŞ GERÇEK OLAY> > > *Adamın biri arabasıyla giderken yolda
> >bir yolcu alır arabaya.... adam arka tarafa biner.....şöför...> > > - eee
> >hemşerim kimsin nereye gidersin...der....yolcu> > > - ben Azrailim..canını
> >almaya geldim der......> > > şöför alaycı bir tavırla> > > - sen mi
> >Azrailsin der..yaw senin gibi Azrail olur mu hiç der....> yolcu sakin bir
> >tavırla sen daha önce Azrail gördünmüde tarif ediyorsun der... > > > ve
> >ekler yolcu....> > > - inanmadın bana öyle mi der....şöför> > > - inanmadım
>
> >tabii der......yolcu> > > - o zaman 200 metre ileride bir adam daha
> >alacaksın der.....> > > gerçekten de adamın dediği gibi şöför 200 metre
> >ilerde bir yolcu daha alır..> > > ama yolcu ön tarafa oturur...olaylar
> >bundan sonra daha da enteresanlaşır.....> > > şöför yanındakine...> > > -
> >ee sen klimsin nereye gidersin der....öndeki> > > - abi ben merkezde
> >biryerde indirirsen çok sevinirim adım felanca > > > der......şöför> > > -
> >yaw şu arkadaki adam bana Azrailim diyo görüyon mu şu herifi hem iyilik
> >ediyoz hemde dalga geçiyor zibidi der.... > > > öndeki arkaya bakar ama
> >kimse yoktur....öndeki> > > - abi arkada kimse yok ki.....> > > > > şöför
> >hışımla arkaya bakar ve> > > - kör müsün be adam arkada oturuyor ya
> >der.....> > > öndeki arkaya bir daha bakar ve> > > - abi senin kafan iyimi
> >yoksa dalga mı geçiyorsun der... bu sefer arkadaki söze girer....> > > -
> >gördün mü der öndeki beni ne duyabilir ne de görebilir der şöföre. > >
> >şöför bir anda dizlerinin bağı çözülür bet beniz atar....arkadaki
> >şöföre...> - hadi der arabayı kenara çek 2 rekat namaz kıl canını alacam
> >der..... şöför ağlamaklı çaresiz bir şekilde arabayı kenara çeker ve iner
> >arabadan.....> sonra....> > > > > > sonra ne olmuş????? > >
>
> > > adamlar arabayı aldığı gibi kaçmışlar...:)) :))> > > > > >

ve duvarda yüzen balıklar

daha var ama bu akşamlık bu kadar..

Balık beslemeyi ve evinde akvaryum bulundurmayı sevenler için özellikle evde küçük çocuğu olanlar için ideal bir fikir bence..

hoşbulduk




nekadar misafirperver kapı kolları değilmi?